BAŞKABONSAI

BONSAİ

Bonsai Sanattır.

Bonsai Japonca bir terimdir. Bon =Tabakta-tepside-saksıda  Sai=Bitki, Ağaç.  Bonsai=Saksıda ağaç demektir.

Bonsai, doğadaki ağaçların minyatür kopyasıdır, gerçekçi temsilidir, gerçek ağaçtır ne cücedir ne de genetiği ile oynanmıştır.

İnsanın hayran olduğu doğayı yanında taşımasına olanak sağlamaktadır.

“Bon-sai” kelimesi Japonca olsa da aslında bu sanat Çin imparatorluğunda ortaya çıktı.  Saksıda ağaç yetiştirme sanatı 4000 yıl önce Mısır’da başladı. Yunanlılar, Babilliler ve Hintliler de bu tekniği kullandılar. Estetik amaçlı ilk girişim yani Bonsai kalitesinde ağaç üretme ise Çinliler tarafından M.Ö. 200’de başlatıldı, Çinliler sığ bir kaba ağaç dikebildiler.

Bonsai sanatı daha sonra 6. ve 7 Yüzyıllarda Çin’den Japonya’ya taşındı, getirenler Budizmi de getirmiş olanlar yani keşişlerdi. MS 700 yılına gelindiğinde Çinliler, kaplarda küçük ağaçlar yetiştirmek için özel teknikler kullandılar, adına da “pun-tsai” dediler. Yani Bonsai teriminin kökü Çin’deki pun-tsai.

Bahçenizdeki bir çam ağacını taşındığınızda yanınızda götüremezsiniz ama o bir Bonsai olsaydı götürebilirdiniz. Bonsai sanatının ortaya çıkış nedeni de budur zaten. Başlangıçta Çin’de bu sanat seçkinlere hitab ediyordu. Lüks hediye sınıfına giriyorlardı. Zamanla kaplarda ağaç yetiştirme sanatı Japonya’ya sıçradı. Japonya da Budist rahipler Bonsai’ye ilgi duydular, Zen Budizm’inin de etkisi ile sanat Japonya’da belirli çizgilerde gelişti.

Japonlar manzara kompozisyonlarını benimsemediler. Japonlar, Çinlilere nazaran sanatı yeni teknik, stil ve araçlarla daha da geliştirerek zenginleştirdiler. Doğu’ya seyahat eden Batılı maceracılar ve tüccarlar tarafından keşfedilen Bonsai son üçyüz yıldır Japonya, Çin kadar olmasa da Batıda da tanınan, bilinen ve uygulanan bir sanat, bir hobi.

Bonsai Çin’de kültürlü insanın yaşam tarzının sembolü olarak ülkeye yayıldı. Bir diğer terim olan Pun Ching yani “tepsi manzarası” şimdilerde değişikliğe uğradı ve artık ona da “Penjing” diyorlar.

Adından da anlaşılacağı gibi doğadaki herhangi bir ağacın gençliğinden itibaren insanoğlu elinde küçük yassı bir saksıya sığdırılıp, zaman içinde özel tekniklerle budanarak, şekillendirilerek ve bodurlaştırılarak yaşlandırılmış estetik formdaki hâline Bonsai deniyor.

Bir ağacı veya fidanı alıp bir saksıya dikmekle Bonsai olmaz. Bonsai’nin asırlar içinde kabul edilmiş kuralları vardır. Her ne kadar bazıları kural yok, herkes kendi zevkine göre ağacına şekil verebilir diyorsa da bu doğru değildir. Bonsai’nin değeri ve mükemmelliği bin yıldan fazla geçmişine dayanır. Bonsai bir sanattır.   Ağaç ve saksısı şekil, desen ve renkleriyle bir bütünlük oluşturmalıdır

Çeşitli kültürlerde tarihsel kökleri olmasına rağmen Bonsai ’yi sanat objesi olarak geliştirenler Japonlardır. Yıllar geçtikçe, yetiştiriciler ağaçlara daha çok müdahale etmeye başladılar, soyut formlar geliştirdiler, farklı boylarda ve formlarda ağaçlar yetiştirdiler, yaprakları da bitkiye orantılı şekilde küçültmeyi başardılar.

Diğer sanat türleri gibi, insanların beğendikleri bonsai stilleri dönem dönem farklı olabiliyor ama kaliteli bir Bonsai’ye canlı heykel demek yanlış olmaz, çünkü ustası elindeki aletlerle saatler hatta yıllar süren şekil verme çalışması yaparak Bonsai’yi heykel gibi ortaya çıkarır.

Bonsai bir koleksiyon objesidir. Bonsai’nin büyüsüne kapılmamak imkânsızdır. Kimse tek bir ağaçla kalamamakta, kısa sürede ikinci üçüncü ağacını almakta, bir süre sonra kendi de Bonsai üretmeye başlamışsanız bir de bakıyorsunuz birkaç yıl içinde Bonsai ağaçlardan oluşmuş bir ormana, bir bahçeye sahip olmuşsunuz ve her cinsten bir veya birçok ağacınız olmuş.

Bonsai ile birlikteliğiniz iki şekilde olabilir.

Birincisi salt izleyici olmak, ikincisi amatör veya profesyonel üretici, bakıcı, geliştirici olmak. Şimdilik birinciden bahsedelim, ileride ikincisi ile ilgili detaylara da gireceğiz.

Küçük-Genç bir Bonsai görür, beğenir, kendinize hediye edersiniz ve eğer ilgili iseniz izlerken onun hakkında bilgi de edinirsiniz, yaşatırsınız ve bu küçük keyif objesiyle geçirebildiğiniz kadar zaman geçirirsiniz.

Size değer veren bir dostunuz size önemli bir hediye vermek ister, değerli Bonsai’ler satan bir profesyonelin dükkanına gider, pahalı ve kıymetli bir Bonsai satın alır ve satıcı profesyonel ile size teslim ettirir.

Bu hediye müstesna, değerli bir hediyedir, hem de harikulade bir prestij ve dekorasyon objesidir.

Eğer bir iş adamına hediye vermeyi düşünüyorsanız Bonsai muhteşem bir hediyedir.

Salonda prestijli bir noktaya oturur ve her giren çıkanın dikkatini çeken ilk obje olur. Yanına gidilip hakkında konuşulacak dolayısıyla odadaki genel sohbeti de harekete geçirecek bir vesiledir.

Bu Bonsai’lerin bakımı da çok basittir, suyunu verirsiniz, yeter, yıllarca olduğu yerde durur, yaşlanır, güzelliğiyle de herkesi büyüler.

Satın aldığınız profesyonelin ilgisini istersiniz, ağacı koyacağınız mekâna o getirir, doğru yeri tesbit eder, yerleştirir, gıdasına yönelik kısa, kolay uygulama bilgisini de size veya ağaçla ilgilenecek kişiye sözlü ve yazılı verir, bu kadar.

Bonsai doğru sulanmalı, doğru konumlanmalı, doğru budanmalıdır.

Yazın her gün kışın haftada bir kuru bir çubuğu (çöp şiş) veya piyasadan satın alacağınız nem ölçerin çubuklarını toprağa batırarak toprağın su ihtiyacı var mı yok mu kontrol edersiniz, ihtiyaç var ise, ince uçlu bir su kabı ile üstten yavaş yavaş yüzeyin her noktasına gelecek şekilde su verirsiniz, yavaş dökmenizin nedeni malum toprağın saksı dışına taşmaması için ve köklerin sakin bir şekilde su içebilmeleri içindir, saksının dibindeki deliklerden su gelmeye başladığında sulamayı doğru yapıyorsunuz demektir, su vermeye devam edersiniz, yettiğine inandığınız zaman durursunuz.

Saksıyı olduğu gibi su dolu bir leğene batırarak sulamak profesyonellerce tavsiye edilmemektedir, topraktaki besinlerin kaybolmasına yol açabilmektedir. Satın alınan profesyonele yine rica edilir, her yıl doğru zamanlarda size uğrar veya siz Bonsai’nizi ona gönderirsiniz, su vermenin dışındaki bakımını, örnek budama, saksı değiştirme, toprak değiştirme, kök traşlama gibi işleri yapar.

Bonsai hobi olarak ucuz ve kolay değildir, uzun süreli uğraşı ve sabır gerektirir. Bilginiz artarken hatalar yapabilirsiniz, hatta ağacınızı kurutabilirsiniz de normaldir, herkesin başına gelebilir. İlk ağacınızı Bonsai satan bir profesyonelden alıp üzerinde tecrübe kazanmanız en doğrusu olur. Zamanla nasıl yapıldığını öğrenip kendiniz de Bonsai üretebilirsiniz, ileride ondan da bahsedeceğiz.

Bonsai hakkında yayılmış yanlış bilgiler ardır. Bonsai özel bir tür ağaç zannedilir. Evet bazı ağaç cinsleri bonsai yapmaya daha uygundur fakat bonsai odunsu gövdeli hemen her tür ağaçtan yapılabilir. Küçük yapraklı, kısa yaprak düğümleri bulunan türler ile minyatür meyveli ve çiçekli olanlar daha çok tercih edilmektedir. Orta karar Bonsailer Serissa, Zelkova, Carmona gibi minik çiçekler açan küçük yapraklarıyla büyük dalları kaplanmış ağaçlar olabilir, begonvil ve yasemin gibi güzelliği ve kokusu ile hoşa giden ağaçlar da olabilir, iğne yapraklılardan ise Ardıçlar hem güzellikleri hem dayanıklılıkları hem de fiyatlarıyla ilk Bonsai’niz olabilirler. Üst kategorideki Bonsailer ise daha çok çam türleridir, Göknar, Sedir, Ladin, Fıstık çamı veya Japon Karaçamı (Pinus Thunbergii), Japon Akçamı (Pinus Parvifolia), Shimpaku ardıcı (Jüniperus chinensis ”Shimpaku”) ve Japon Akçaağacı (Acer Palmatum) gibi türlerdir.

İç Mekân Bonsaisi, Dış Mekân Bonsai’si diye ayırım yoktur, hepsi dış mekândır. Nasıl ki tabiatta ağaçlar iç mekân-dış mekân şeklinde ayrılmıyorlarsa onların minyatürü olan Bonsai’lerin de hepsi aslında dış mekân ağaçlarıdır. Sorun ağacımızın ne cins olduğuna, orijinal habitatının yani doğduğu ve yaşadığı iklim ve toprağın özelliklerinin nasıl olduğuna bağlıdır. Sıcak, tropikal bölge ağacıysa ama siz soğuk ve kuru bir coğrafyada ikamet ediyorsanız o tür ağaç sizin dış mekanınıza uygun olmaz, hastalanabilir, ölebilir, ama evinizin içini sıcak ve nemli tutabiliyorsanız o Bonsaiyi evin içinde yani iç mekânda yaşatabilirsiniz. Yine de o minyatür ağaca iç mekân ağacı diyemeyiz, keyfimiz için orijinal habitatı dış mekân olan bir canlıyı sağlıklı yaşasın diye alışık olduğu klimayı sağladığımız evimizin içinde misafir ediyoruz demektir.

Bir bitki ancak minyatür gövde, dal, yapraklara sahip ama şekli de doğadaki orijinaline benziyorsa, sağlıklı ve asgari yedi yaşında ise ona Bonsai denebilir, uymuyorsa sabretmeli ve ona Bonsai olana kadar sadece esas adı olan “ağaç” denmelidir. Ağacınızın Bonsai formu ve özelliklerine kavuşana kadar ihtiyaçları doğru ve kaliteli sağlanmışsa, yani toprak-su-hava-ışık, sıcaklık-nem, doğru budama, ilaçlama, gübre takviyesi ve bilgi-sevgi ile bakılmışsa sığ-uygun boydaki Bonsai saksısında oturuyorsa sağlık ve keyifle misafirliğe devam edecektir.

Şimdilik size iki ek bilgi veriyorum. İleride Bonsai’nin üretim, budama, saksı değiştirme gibi farklı alanlarında da sohbetimiz olacak.

Ek:1 BONSAI TEMEL FORMLARI

Ek:2 BOYUNA GÖRE BONSAI TANIMLARI

        BONSAI YAPILABİLECEK AĞAÇLAR

 

 

 

BONSAI TEMEL FORMLARI

 

  • Süpürge (Hokidachi)

Süpürge stili, geniş, ince dallara sahip yaprak döken ağaçlar için uygundur. Gövde düz ve diktir ve ağacın tepesine kadar devam etmez; ağaç yüksekliğinin yaklaşık 1 / 3’ü kadar her yönde dallanır. Dallar ve yapraklar, kış aylarında da çarpıcı bir manzara olan top şeklinde bir taç oluşturur.

  • Chokkan (dikine gelişen)

Dik stil, Bonsai’nin çok yaygın bir şeklidir. Bu tarz genellikle doğada, özellikle ağacın etrafı açık ise yani sık ağaçların olduğu bir yerde değilse, her yönden bol ışık alıyorsa ve başka ağaçlardan hastalık kapma riski yoksa rahat gelişir ve yükselir. Dikine büyüyen ağacın gövdesi altlarda daha kalındır, yükseklik arttıkça incelir dolayısıyla Bonsai’lerde bu formdaki ağacın gövdesinin de aynen kalından inceye doğru yükselmesi beklenir. Gövdenin toplam uzunluğunun yaklaşık 1 / 4’ünden itibaren dallar görülmeli, ağacın tepesi tek daldan oluşmalıdır.

  • Moyogi (gövdesi eğrilmiş)

Eğri stil hem doğada hem de Bonsai sanatında yaygındır. Gövde kabaca ‘S’ harfi şeklinde dik olarak büyür ve her dönüşte dallanma meydana gelir. Gövdenin sivrilmesi, gövdenin tabanı yüksek kısımdan daha kalın olacak şekilde açıkça görülebilir olmalıdır.

  • Shakkan (eğik)

Bir yönden kuvvetli ve sürekli esen rüzgâr nedeniyle veya gölgede büyüyüp güneşe doğru eğilmek zorunda kaldığında, ağaç tek yöne doğru eğilecektir. Bonsai’nin gövdesi bu stilde yere yaklaşık 60- 80 derece açıyla eğik büyümelidir. Ağacı ayakta tutmak için kökler bir tarafta çok gelişmiş, eğildiği tarafta ise daha az gelişmiş olacaktır. Görsel denge duygusu yaratmak için ilk dal ağaç yönünün tersine büyür. Gövde hafifçe bükülmüş veya tamamen düz olabilir, ancak yine de alttan üste doğru kalından inceye geçiş olmalıdır.

  • Kengai (çağlayan)

Doğada dik bir uçurumun üzerinde yaşayan bir ağaç, kar veya düşen kayalar gibi çeşitli faktörlerin sonucu olarak aşağı doğru eğilebilir. Bu faktörler ağacın aşağı doğru büyümesine neden olur. Cascade-Çağlayan Bonsai, uzun derin saksılara ekilir. Ağaç küçük bir esneme için dik olarak büyümeli, sonra aşağı doğru bükülmelidir. Ağacın tepesi genellikle saksının kenarının üzerinde büyür, ancak sonraki dallar, S şeklindeki bir gövdenin en dış eğrilerinde sola ve sağa dönüşümlü olarak değişir. Ağacın dengesini sağlamak için bu dalların yatay olarak büyümesi gerekir.

 

  • Han-Kengai (yarı kaskad-çağlayan)

Yarı kaskad stil, tıpkı kaskad stilinde olduğu gibi, doğada kayalıklarda ve nehirlerin ve göllerin kıyılarında bulunur. Gövde küçük bir mesafe boyunca dik olarak büyür ve ardından aşağı / yana doğru bükülür. Kademeli stilin aksine, yarı kademeli gövde saksının dibinin altına asla büyümeyecektir. Taç genellikle saksının kenarının üzerindedir ve daha sonra dallanma kenarın altında meydana gelir.

  • Bunjingi (literati)

Doğada bu ağaç türü, diğer ağaçların yoğun olarak bulunduğu bölgelerde bulunur ve rekabet o kadar şiddetlidir ki, ağaç ancak etrafındaki diğer ağaçlardan daha uzun büyüyerek hayatta kalabilir. Gövde eğri bir şekilde yukarı doğru büyür ve tamamen dallanmadan kalır çünkü güneş sadece ağacın tepesine çarpar. Daha da sert görünmesini sağlamak için, bazı dallar “Jinned” (kabuksuz) olur. Kabuk, gövdenin bir tarafından çıkarıldığında, gövdeye “Shari” adı verilir. Buradaki fikir, ağacın hayatta kalmak için mücadele etmesi gerektiğini göstermektir. Bu ağaçlar genellikle küçük, yuvarlak saksılara yerleştirilir.

 

  • Fukinagashi (rüzgârlı)

Rüzgârlı stil aynı zamanda hayatta kalmak için mücadele etmesi gereken ağaçlara iyi bir örnektir. Dallar ve gövde, sanki rüzgâr ağacı sürekli bir yönde esiyormuş gibi bir yana doğru savrulmuş formda büyür. Dallar gövdenin her tarafında büyür ama sonunda hepsi bir tarafa doğru bükülür.

  • Sokan (çift gövde)

Çift gövde stili doğada yaygındır, ancak Bonsai sanatında o kadar yaygın değildir. Genellikle her iki gövde de tek bir kök sistemden büyür, ancak daha küçük gövdenin yerin hemen üzerindeki büyük gövdeden çıkması da mümkündür. İki gövde hem kalınlık hem de uzunluk açısından farklılık gösterecektir, daha kalın ve daha gelişmiş gövde neredeyse dik olarak büyürken, daha küçük gövde biraz eğimli olarak büyüyecektir. Her iki gövde de tek bir yaprak / gölgelik taçına katkıda bulunacaktır.

10- Kabudachi (çoklu gövde)

Teoride, çoklu gövde stili, çift gövde stili ile aynıdır, ancak 3 veya daha fazla gövdeden oluşur. Tüm gövdeler tek aynı kökten büyür ve gerçekte tek bir ağaçtır. Tüm gövdeler, en kalın ve en gelişmiş gövdenin tepeyi oluşturduğu bir yaprak taç oluşturur.

11-Yose-Ue (orman veya grup dikimi)

Orman stili, çoklu gövde stiline çok benziyor, ancak fark, birkaç gövdeli tek bir ağaçtan ziyade birkaç ağaçtan oluşmasıdır. En gelişmiş ağaçlar büyük ve sığ bir saksının ortasına dikilir. Tek bir taca katkıda bulunmak için kenarlara birkaç küçük ağaç dikilir. Ağaçlar düz bir çizgide değil, kademeli olarak dikilir, çünkü bu şekilde orman daha gerçekçi ve doğal görünecektir.

  • Seki-Joju (kaya üzerinde gelişen)

Kayalık arazide, ağaçlar genellikle çatlaklarda ve deliklerde bulunabilen kökleriyle birlikte besin açısından zengin toprak aramaya zorlanır. Kökler yere ulaşmadan korunmazlar, bu nedenle kendilerini güneşten korumaları gerekir, çevrelerinde özel bir kabuk büyür. Bonsai ile kökler bir kayanın üzerinden saksının içine doğru büyür, bu nedenle bu ağaca bakmak, başka bir tarza bakmaktan gerçekten farklı değildir. Ardıç Bonsai’nin bu tarza uygun olduğunu göreceksiniz, hatta bazen Ficus Bonsai gibi tropik bitkiler de bu formda olabilir.

  • Ikadabuki (sal)

Bazen çatlamış bir ağaç ölmeyebilir ve dallarını yukarı doğru uzatarak hayatta kalabilir. Eski kök sistemi, dallara hayatta kalmaları için yeterli besin sağlayabilir. Bir süre sonra yeni kökler büyümeye başlar ve sonunda eski kök sisteminin işlevini devralır. Eski dallar, artan besin akışının sonucu olarak çoklu dallara sahip gövdelere dönüşür.

  • Sharimiki (ölü-gövde)

Zaman geçtikçe, sert hava koşullarının bir sonucu olarak bazı ağaçların gövdelerinde kelleşme veya havsız yerler oluşur. Kel olan kısım genellikle köklerin yerden çıktığı yerde başlar ve gövdeye çıktıkça giderek incelir. Yoğun güneş ışığı bu kısımları ağartarak ağacın çok karakteristik bir parçasını oluşturur. Bonsai ile kabuğu keskin bir bıçakla çıkarılır ve ağartma sürecini hızlandırmak için kabuksuz noktaya kireç kükürt sürülür.

SHOHIN BONSAI: küçük bir şey anlamına gelir ve Bonsai’den bile daha küçük olduğunu gösterir. Hiçbir kesin kural formüle edilmemiş olsa da bir ağacın boyu 25 cm’nin altında olduğunda Shohin Bonzai olarak kabul edilir.

Uzmanlar, Shohin ağacını bir elinizde tutabilmeniz gerektiğine inanıyor, bu da ağacın yüksekliğinin kesin ölçüsünün önemli olmadığını gösteriyor.

MAME BONSAI: ağaçları daha da küçüktür, saksısı tek el avucuna sığar; 10 cm’den daha kısa.

BOYUNA GÖRE BONSAI TANIMLARI
Keshitsubo 3-8          cm  
Shito 5-10        cm  
Mame 5-15        cm  
Shohin 13-20      cm  
Komono 15-25      cm  
Katade-mochi 25-46      cm  
Chumono / Chiu 41-91      cm  
Omono / Dai 76-122    cm  
Hachi-uye 102-152  cm  
Imperial 152-203  cm  

 

 

BONSAİ OLABİLEN AĞAÇLAR : 

Akça ağaç (Acer Palmatum), Ardıç (Juniperus), Ateş dikeni, Azalea, Begonvil, Carmona (Fukien Tea), Ceviz, Crassula Para ağacı,

Ginseng, Çam, Çitlembik, Elma, Erguvan, Göknar, Gürgen, Hurma, Hünnap, İğde, İncir, Kavak, Kestane, Koca yemiş, Mandalina,

Meşe, Nar, Sedir, Serissa, Servi, Sığla, Şimşir, Yaban eriği, Yasemin, Zelkova, Zeytin

Başa dön tuşu