Yves Klein
1928-1962
Modern Sanat Birinci Dünya savaşı öncesini ve sonrasını yaşamıştı, eser vermişti, bu kez İkinci Dünya Savaşıyla yeni bir sarsıntı geçirdi ve içinden Marcel Duchamp, Yves Klein çıktı. 1960 ’ta Sanat Eleştirmeni Pierre Restany tarafından kurulan Nouveau Réalisme– Yeni Gerçekçilik adlı Fransız Sanat Hareketinin önde gelen üyesiydi.
Klein, Performans Sanatının geliştirilmesinde öncüydü ve Minimal sanatın yanı sıra Pop-Art ‘ın da öncülerinden biri olarak görülüyor.
“İlk başta hiçbir şey yoktu, sonra derin bir hiçlik vardı, ondan sonra mavi bir derinlik.”
Mavi gökyüzü gibi sonsuz bir renktir, tanrısaldır.
1928 doğumlu Klein, 1955 yılında ilk sergisini bir yayınevi mekânında açtı, 34 yaşında kalp krizinden ölünceye kadarki çok kısa sürede Batı sanatının seyrini değiştirdi. Modern Sanatın önemli isimlerindendir.
Rengin tek başına ruhsal olarak insanı canlandıran gücüne inanıyordu. Altın, Gül, Gökyüzü renklerini seçti, renk tonlarını belirledi ve onları o kadar benimsedi ki sanki onları yaratanın kendisi olduğuna inandı, iddia etti, sahiplenmeye kalktı. Sanat kariyeri boyunca neredeyse iki yüz mavi monokrom resim yaptı.
Dinsel sanatta mavi genellikle sonsuzluğu ve tanrısallığı temsil eder. Klein’ın hayran olduğu Giotto da mavinin gücünün savunucusuydu.
Klein, “saf renkleri” sadece resim aracı olarak görmüyordu. Onun mavi monokromlarına dikkatle ve uzun bakanların bir süre sonra rengin içine gireceğine, bir geçitte ilerleyeceğine, derinlik ve zamanda maddi olmayan alemlere ulaşacağına inanıyordu.
Altın, pembe, mavi toz pigmentleri ve boyaları yüzeylere serpti, sürdü, kadın modelleri mühür gibi kullandı, masaların yüzeyini bu renklerin pigmentleri, tozları ile kapladı, kum havuzu benzeri sığ yatakların içine doldurdu, konfeksiyoncuların vitrin mankenlerini, Venüs büstlerini, küre atlasları bu renklerin (mavi) boya varillerine sokup çıkardı heykel oluşturdu, fresk oluşturdu.
Mavi Balonlar
Sergi açılışlarını gösteriye döndürüyordu, 1957’deki sergisinin tanıtımı için Paris’te1.001 mavi balonu göğe saldı.
1950’lerin sonlarında değişik boyutlarda süngerleri boya variline daldırıp çıkardı, bunları metal çubukların üstüne yapıştırdı Mavi Sünger Heykeller oldu, boyayla, toz boyayla kapladığı yatak benzeri sandıklara bu boyalı süngerleri yapıştırdı, yerleştirme oldu, resim oldu.
1960 Paris Sergisi
1960’ta, Paris’teki “Mavi Çağın Antropometrileri” sergisinin açılışında Klein, palto, melon şapka ve beyaz papyon ile izleyicinin karşısına çıktı. Dokuz müzisyen yirmi dakika boyunca Monoton tek bir nota çaldı ardından 20 dakika sessizlik oldu. Salona üç kadın model girdi, Klein onların bedenlerine ünlü mavi boyasını sürdü daha sonra modellerden duvardaki ve yerdeki büyük bezlerin üzerine uzanmalarını istedi, başka bir beyaz tuvalin üzerine de gösterdiği formlarda uzanmalarını istedi, ayağa kalktıklarında geride bedenlerinin mavi lekeleri yüzeylere geçmişti, modelleri canlı fırçaları olarak adlandırdı. Yaptığı hem “happening-eylemsel sanat” hem de resimdi.
Yeni Gerçekçilik
Dönem, Marcel Duchamp (1887-1968) gibi dahi bir sanatçının, sanat tarihinde yeni bir sayfa açtığı, devrimsel nitelikte yeni bir sanatsal bakış açısını topluma önermek ve bu yeni dönemi Modern Sanatın yeni bir kavşağı, dönemi ilan etmek için yola çıktığı dönemdi.
Bu yaklaşımda, “Sanat yapmak için illaki bir bezin üzerine şekiller çizmek, onları boyamak gerekmez, sanat yapmak, yapanın felsefesini görselleştirerek, cisimleştirerek topluma aktarmasıdır, sanatçının hedefi budur, araç olarak neyi nasıl kullandığı ona bağlıdır, istediği gibi yapar” deniyordu
Yaklaşımını beğenenler bu doğrultuda çalıştılar, zaman içinde çeşitlendirdiler, geliştirdiler.
Yves Klein (iv klayn) da Duchamp (düşan) yolundan gitti.
“Ready-Made”
“Ready-made” yani daha önce endüstriyel veya elde yapılmış “hazır” objeleri ya oldukları gibi ya da müdahale ederek sanatına dahil etmeyi benimsedi. Sanatçının amacı, kendisini veya toplumu etkilemek, tarihe iz bırakmak, duygu, düşünce, önerisini, tepkisini, mesajını iletmek, izleyenleri düşünmeye, heyecanlanmaya yönlendirmek, belki de uyarmak ve harekete geçirmektir, amaç için araç-malzemenin ne olduğu önemli değildir. Bu akımın öncüsü Duchamp bir pisuarı satın alıp sergileyip, ben bu hazır objeyi aldım, adını da çeşme diyerek değiştirdim, işlevi değişti, sanatsal bir girişimin parçası oldu demişti.
Şovmen
Klein, daha önce hiç var olmayan bir renk tonu yarattığını söyleyen şovmen bir sanatçıydı. Daha sonra rengi değil formülü kastettim diyordu ama o zaten baştan yanlış bilgiydi.
Bazı sanat tarihçilerine göre Klein bir şarlatandı, cinsiyetçiydi, istismarcıydı. Gösteri, gösteriş, mistik konular, sihir, sihirbazlık ilgisini çekerdi, yaptıkları sıra dışı şeylerdi, dikkat çekmeyi iyi bilirdi ve uygulardı. Büyük bir ressam, bir Leonardo muydu, büyük bir heykeltraş, bir Michelangelo muydu, bunlara takılmadan rahatlıkla söyleyebileceğimiz Yeni Gerçekçilik Akımının, Modern Sanatın ses getiren, iz bırakmış bir sanatçı olduğudur.
Ultramarin-Lapis Lazuli
Klein hayran olduğu ultramarin rengi, yani ithal lapis lazuli doğal taşının öğütülerek toz, pigment haline getirilmesiyle boyaya dönüştürmek yerine aynı renk tonunun sanayi ürünü olarak taklit edilmesini arzu ediyordu,1956’da Nice’te, polimer bağlayıcı ile deneyler yaptı, istediği sonucu alamadı.
Edouard Adam
Daha sonra Paris’te, Montparnasse semtinde, Edgar-Quinet Bulvarı’nda sanatçıların boya ve her türlü resim malzemesi satın aldığı dükkânın sahibinin oğlu Edouard Adam’a konuyu açtı. Doğal Ultramarin boyasının (ithal ve pahalı olduğundan) sentetik benzerinin yapılması için Edouard’ın araştırma yapmasını istedi, o da araştırma yaptı, formülü buldu.
Özünde rengi askıya alan ve pigmentin orijinal niteliklerinin ve renk yoğunluğunun mümkün olduğunca çoğunu korumasını sağlayan mat, sentetik bir reçine bağlayıcı kullandı. Bağlayıcıda kullanılan sentetik reçine, Fransız ilaç şirketi Rhône-Poulenc tarafından Rhodopas M veya M60A adı altında geliştirilen ve pazarlanan bir polivinil asetattır. Bu bağlayıcı “Médium Adam 25” adı altında satılıyor.
Almadığı Patent
Edouard formülü ve boyayı Klein’la paylaştı. Klein, Edouard’ın haberi olmadan Mayıs 1960’ta Institut National de la Propriété Industrielle-Ulusal Sınai Mülkiyet Enstitüsüne gitti rengin patentini kendi adına tescil ettirmeye kalktı, dilekçesini Soleau Zarfı (solo) denen matbu formu doldurarak, formülün kendisine ait olduğunu, boyaya da bir ad bulduğunu, kendi adına, International Klein Blue (IKB)- Uluslararası Klein Mavisi olarak tescil edilmesini, sınai mülkiyetinin kendisine verilmesini talep etti, ancak bu patenti hiçbir zaman alamadı.
Sadece yasal patent başvurusunun dilekçesi ve tarihini içeren iki nüsha zarftan birini alıp çekmecesine koydu, daha sonra da sanki almış gibi haber yaydı, bu yanlış veya eksik haber tekrarlana tekrarlana algıya dönüştü, gerçekmiş gibi yayıldı. Enstitü bu tür talepleri beş yıl tutup daha sonra imha ettiğinden Klein’ın başvurusunun resmi kurumdaki aslı yok oldu, kurumun teslim aldığını belli eden kayıt edildi mühürlü olan muhtemelen bir koleksiyonerde anı olarak saklanıyordur.
Aldığı Patent
Aynı yıl Klein, sergisindeki “Performans Sanatı” gösterisini kayda alıp, canlı modellerin bedenlerini boyayıp, uzaktan talimatla onları tuval bezine değişik formlarda yatırıp bezin üzerinde oluşan lekelerle resim yaptığını, bunu da ilk defa kendisinin yaptığını film kaydıyla aynı Patent Enstitüsüne götürdü, resmi başvurusunu yaptı ve bu başvurusu fikri mülkiyet hakkı çerçevesinde kabul edildi, patent aldı.
Yani Uluslararası Klein Mavisinin patentini aldığı yanılgısı bu iki başvurudan birinin kabul edilmesinin algı yöntemiyle sanki iki başvurusu da kabul edilmiş gibi ağızlarda yayılmasından olabilir.
Yeni bir renk mi icat edildi?
Yanlışın bir diğer açıklaması, Uluslararası Klein Mavisinin yeni bir renk olduğu inancıdır. Bu doğru değildir. Renk zaten vardı, doğada-madenlerde idi, çıkarılıyor, öğütülüyor, boya haline getiriliyordu. Klein’ın girişimi ancak var olan bir rengin boyaya dönüştürülmesinde yapay, yeni bir yöntemin bulunmasıydı ve bu formülün sahiplenilmek istenmesiydi.
Rengin kendisi Resim oldu
Bu doğru. Klein reklamı da bolca yapılmış olan başta mavi olmak üzere seçtiği diğer monokrom renklerle geleneksel ressamlar gibi resim yapmak yerine boyayı hazır bez, duvar, plastik benzeri maddelerden yapılmış her türlü “ready made” objeye döküyor ya da boya dolu varile batırıp çıkarıp rengin kendisini resim yapıyordu.
Alev
Bulduğu bir diğer performans sanatı yöntemi alev tabancası ile zeminlerde, duvarlarda yanık izleri bırakarak resim yapmaktı, örnekleri diğer eserleriyle birlikte büyük müzelerde özellikle de (Nice-MAMAC, Modern Sanat Müzesinde) ve koleksiyonlarda bulunuyor.
Fikri Mülkiyet
Doğal olarak birçok sanatçı ve eleştirmen Klein’ın bu davranışını öfke ile karşıladı. Başkasına ait bir formülü maddi menfaat elde etmek için kendi adına ticari markaya dönüştürmek istemesini haksızlık, sahtekârlık ve cüretkâr bir hareket olarak nitelediler. Bu doğruydu. Patenti alamamasına rağmen yanlış algı yaratmak amacıyla sahte haber yaymasını ve hepsinden önce bir kişinin bir rengi sahiplenmeye kalkmasını, başka insanlara o rengi kullanma kısıtlaması getirmek istemesini, maddi menfaat amacıyla üstelik başkasına ait bir formülü kendi adına tescil ettirmeye kalkmasına büyük tepki gösterdiler ve bunun ancak sınırsız kibir ve cüret göstergesi olduğunu açıkladılar. Bu tepkilerinde de haklıydılar.
Bazıları ise Klein’ı bir dahi olarak gördü. Sanatta fikri mülkiyet kavramının daha çok konuşulması ve birçok ülke yasalarına dahil edilmesine vesile olduğunu söylediler.
Onlar da haklıydı çünkü değeri çok yüksek olan yeni-farklı fikir üretmek kişiseldir, asırlardır aşırı kullanılan ve bugün de önlenemeyen fikir hırsızlığına karşı yasal düzenleme olması, yasa olması, kontrol-denetim olması, fikir sahibinin maddi-manevi haklarının devletler tarafından da korunması elzemdi ve bu doğrultuda çok şey yapıldı, yapılmaya da devam ediliyor.