Rubens
1577 –1640
Sör Peter Paul Rubens, Flaman Barok geleneğinin en etkili sanatçısı olarak kabul edilir.
Rubens ’in babası Jan Rubens bir Kalvenistti (Protestan). Bu nedenle ve 1568’de, o dönem Habsburg Hanedanı yönetimindeki Hollanda’nın Anvers şehrinden Alba Dükünün Protestanlara uyguladığı baskı nedeniyle ayrılıp Almanya Köln ’e gitmişlerdi.
1570’te babası Siegen ’de Saksonya Düşesi Anna’nın Sarayında Hukuk Danışmanı olarak çalışmaya başlamış, Rubens te 1577’de aynı şehirde doğmuştu. Babasının ölümünden sonra annesi ile Anvers ’e döndüler ve Rubens babasının aksine Rönesans Hümanizmi içinde iyi bir Katolik olarak yetişti.
Rubens, Latince ve Klasik edebiyat okudu. On dört yaşındayken, ünlü Tobias Verhaeght yanına çırak olarak girdi, daha sonra Mannerist Adam van North’tan ve İtalyan Rönesansı etkisindeki Otto van Veen ’den ders aldı. Doğal olarak ilk başta, eski büyük sanatçıların işlerinin kopyalarını çalıştı, bunlar arasında genç Hans Holbein, Raphael ve Raimondi ’nin gravürleri sayılabilir. Yoğun eğitimi sonrasında St. Luke Loncası ’na bağımsız usta olarak kabul edildi.
Eşsiz ve son derece popüler resimlerinde barok tarzda vurguladığı hareket, renk, dramatik kompozisyon sanatındaki yoğun duygusallığı pekiştirerek yansıtıyordu. Rubens, portre, manzara resimleri, kilise mihrap süslemeleri yapıyor ve genellikle tarihi ve mitolojik konuları işliyordu.
Avrupa’nın soyluları ve sanat koleksiyoncularınca el üstünde tutulan resimlerini üretmek ve Anvers ’te büyük bir atölyeyi yönetmek yanında, Rubens, İspanya adına IV. Philip ve İngiltere adına I. Charles’tan Şövalye Unvanı almış olan bir hümanist bilgin ve diplomattı. Sanatında çok üretkendi. Michael Jaffé ’nin hazırladığı katalogta, atölyesinde yapılan çok sayıda kopya hariç, 1.403 eser listelenmiştir.
Çoğunlukla dini, tarihi, mitolojik hikâyeler ve av sahnelerine yönelik siparişler alıyordu. Önceleri arkadaşlarının ve kendisinin portrelerini, daha sonra ise manzara resimleri yaptı. Rubens, goblen ve baskı işler yanı sıra evini ve bahçesini de kendisi tasarladı.
1600 yılında Rubens İtalya’ya yolculuk yaptı. Önce Venedik ’te kaldı. Titian, Veronese ve Tintoretto ’nun resimlerini gördü, sonra davet üzerine Mantua ’ya Dük Vincenzo I Gonzagas Sarayına yerleşti. Veronese ve Tintoretto ’nun eserlerindeki renkler ve kompozisyonlar Rubens ’i etkiledi aynı şekilde derinden etkilendiği bir başka büyük sanatçı olan Titian ’ın tarzı ona resimlerinde olgunluk kazandırdı. Dük ’ün maddi desteğiyle Rubens, 1601’de Floransa yoluyla Roma’ya gitti. Orada, klasik Yunan ve Roma sanatını inceledi ve İtalyan ustaların eserlerini kopyaladı. Helenistik heykel Laocoön ve oğulları ’nı hayranlıkla izledi, ayrıca yakından tanıma fırsatı elde ettiği Michelangelo, Raphael, Leonardo da Vinci ve Caravaggio ’nun sanatından etkilendi.
Rubens 1603’te diplomatik bir görevle İspanya ’ya gitti ve Gonzagas ’tan III. Philip’in sarayına hediyeler götürdü. Orada bulunduğu dönemde II. Philip Koleksiyonunda yer alan Rafael ve titian resimlerini yakından inceleme fırsatı buldu. Yine ikâmeti sırasında, şu anda Madrid ’te Prado müzesinde bulunan “lerma dükü at binerken” resmini yaptı ki bu resimde Titian ’ın “V. Charles Mühlberg ’te” adlı resminin etkisi görülür. Bu yolculuk, daha sonraki kariyeri boyunca sanat ve diplomasiyi birleştireceği seyahatlerinin başlangıcı oldu.
1604’te İtalya’ya döndü, dört yıl boyunca önce Mantua’da, sonra da Cenova ve Roma’da kaldı. Cenova’da Rubens, “Marchesa Brigida Spinola-Doria” resmini (Ulusal Sanat Galerisi, Washington, DC) ve “Maria di Antonio Serra Pallavicini” portrelerini yaptı, bu işleri daha sonra Anthony van Dyck, Joshua Reynolds ve Thomas Gainsborough gibi ressamları etkilemiştir.
1606 ’dan 1608 ’e Rubens, Kardinal Jacopo Serra ’nın yardımı ile Vallicella ’daki Chiesa Nuova olarak da bilinen Valicella ’lı Santa Maria Kilisesi mihrabı için o güne kadarki en önemli siparişini aldı. Resmin konusu Meryem ve Bebek İsa ’nın ikonasına hayranlıkla bakan Aziz George ve yerel azizlerdi.
1609 Eylül ’ünde Rubens, Benelux egemenleri Avusturya Arşidükü VII. Albert ve İspanya varisi küçük İsabella Clara Eugenia tarafından saray ressam olarak atandı.
Ölümüne kadar arşidüşes İsabella’ya yakınlığı sürdü, sadece ressam değil elçi ve diplomat unvanlarına da sahipti.
1610 ’da Rubens kendi tasarladığı yeni bir eve ve stüdyoya taşındı. İtalyan mimarisi çizgileri taşıyan ve bugün Rubens Evi müzesi adını almış olan ev Anvers ’in merkezindedir, atölyesini de barındıran bu binada çıraklarıyla beraber birçok tablo yaptı, zengin kişisel sanat koleksiyonu ve kütüphanesi de yine aynı binada yerlerini aldılar. En ünlü öğrencisi, kısa sürede Felemenk ’in önde gelen portre uzmanı olan ve Rubens’le ortak işler de yapan genç Anthony van Dyck ’tı.
“Hanımımız” Katedrali için yaptığı “Haçın dikilmesi” ve “Haçtan indiriliş” adlı çalışmaları onu Felemenk ’in lider ressamı seviyesine yükseltti (1610-1614). “Haçın dikilmesi” adlı yapıtın, Tintoretto ’nun Venedik San Rocco Yüksek Okulundaki “Haça germe” resmi, Michelangelo ’nun dinamik figürleri ve Rubens ’in kendine özgü üslubunun özelliklerin bir sentezi olduğu gözlenmektedir. Bu resim barok tarzdaki dini resimlere birincil örnektir.
Fransa’nın Ana Kraliçesi Marie de Medici, 1621’de Rubens ’e, Paris ’teki Lüksemburg Sarayı için, kendisinin ve kaybettiği eşi IV. Henry ’nin hayatını konu alan iki büyük sipariş verdi.
On iki yıllık ateşkes döneminin 1621’de sona ermesiyle, İspanyol Habsburg hükümdarları Rubens ’e bir dizi diplomatik görev verdi. 1622’de Paris ’te, Marie de Medici siparişi üzerinde çalışırken, Rubens, diplomatların en önemli işlerinden biri olan gizli bilgi toplama faaliyetini sürdürdü. Fransa’daki politik gelişmeler hakkında bilgi edinmek için de Nicolas-Claude Fabri de Peiresc ile yakınlaştı. 1627 ve 1630 yılları arasında Rubens ’in diplomasi trafiği yoğundu. İspanyol idaresindeki Felemenk bölgesi ile Birleşik Krallık arasında barış ortamı oluşturmak amacıyla İspanya ve İngiltere saraylarına yolculukları oldu.
İspanya kralı ıv. Philip 1624’te soylu İngiltere kralı ı. Charles 1630’da Rubens ’e Şövalye Unvanı verdiler.
Rubens, 1628 yılında sekiz ay Madrid ’deydi. Diplomatik müzakerelere ek olarak, IV. Philip başta olmak üzere diğer özel müşterileri için de önemli işler takip etti. Madrid ’de Titian eserlerini yeniden inceleme fırsatı buldu, “İnsan’ın düşüşü” dahil sayısız eseri kopyaladı. Saray ressamı Velazquez ile dostluk kurdu.
Anvers’te kalışı kısa sürdü, Londra ’ya gitti ve Nisan 1630’a kadar orada kaldı. Bu dönemde yaptığı önemli eser “Barış ve Savaş” adını taşır ve Londra National Galeridedir. Sanatçı bu resmi I. Charles ’a hediye etmiştir.
Aynı dönemde Rubens’in uluslararası ünü de artmaktaydı, koleksiyonerler ve asiller tarafından beğeniliyordu, ekibiyle birlikte Anvers ’teki önemli kişilerin siparişlerini de yapıyorlardı. Bir güzel örnek Anvers katedralindeki “Meryem ’in göğe kabulü” adlı eserdir.
1630 yılında, ilk karısı İsabella’nın ölümünden dört yıl sonra, 53 yaşındaki ressam, ilk karısının yeğeni olan 16 yaşındaki Hélène Fourment ile evlendi. Hélène, sanatçının “Venüs’ün Bayramı” (Kunsthistorisches müzesi, Viyana), “Üç güzeller” ve “Paris ’in seçimi” (ikisi de Prado Müzesi, Madrid ’dedir.) Resimlerine ilham verdi. İspanya sarayı için yapılan tablodaki venüs modelinin sanatçının genç karısı olduğu belli oluyordu. Het Pelsken veya “Kürk Şallı Kadın” adlı portredeki kadının da yine Hélène Fourment olduğu görülür. Hatta sanatçının Medici Venüsü ve Venüs Pudica adlı klasik heykel çalışmalarında da kısmen eşini model olarak kullandığı anlaşılmaktadır.
Rubens ’in İncil ve mitolojik hikayelerde yer alan kadın kahramanlara çıplak figürler olarak eserlerinde özellikle yer verdiği biliniyor. Barok tarz geleneği çerçevesinde kadınları yumuşak bedenli, itaatkâr ve son derece seksi, doğurgan, arzulu, cazibeli, güzel çiziyor, günah ve erdeme kavramlarına vurgu yapıyordu.
Kuşkusuz bu tür resimler özellikle erkek müşterileri cezbediyordu, hatta bir de tanımlama getirilmişti, ‘Rubenesque’ resimler deniyordu.
Rubens, Leonardo da Vinci hayranıydı. Leonardo’nun, “Anghiari muharebesi” gravüründen 50 yıl sonra Rubens te benzerini yaptı, bu çalışması Paris ’te Louvre Müzesindedir. Arkeolog ve sanat tarihçisi Salvatore Settis, “kayıp bir sanat eserinin kopyası orijinali kadar önemli olabilir” görüşündedir.
Rubens ’in atölyesinden çıkan resimler üç kategoriye ayrılabilir. Tamamını kendisinin boyadıkları, kısmen boyadıkları (çoğunlukla eller ve yüzler) ve kendi eskizleri veya yağlıboya çizimlerinden atölyesindeki diğer sanatçıların yaptıkları ama yine onun denetiminde yapılmış resimler. Ayrıca bazı resimlerindeki bazı bölümleri örneğin hayvan figürleri veya natürmortları Frans Snyders ve Jacob Jordaens gibi uzman sanatçılara taşeron olarak yaptırdığı da oluyordu.
Rubens, 1640 yılında kronik gut hastalığına bağlı kalp yetmezliğinden öldü ve Anvers ’teki Saint James Kilisesi mezarlığına gömüldü.











