YAZILAR

Parthenon Mermerlerinin Hikâyesi

 

Yunanistan, Atina, Akropol’deki 2,500 yıllık Parthenon Tapınağının Mermerleri 200 yıldır Londra’daki British Museum’da Elgin Mermerleri (?) etiketiyle sergileniyor.

Osmanlı İmparatorluğunda Britanya Elçisi olarak görev yapan (1798-1803) 7. Elgin Kontu Thomas Bruce’un mermerlerin İngiltere’ye taşınmasının organizatörü olduğu ve Lord Byron’un da desteğini aldığı biliniyor.  O dönemde Yunanistan Osmanlı İmparatorluğu toprakları içinde yer alıyordu.

İlk attığı adım, Osmanlı’ya başvurup kültürel bir amaç için izin istemekti. Getirecekleri mimar ve sanatçılara bu mermerlerin çizimlerini yaptırmak, kalıplarını çıkarttırıp İngiltere’ye götürüp replikalarını yaptırıp British Museum’da sergilemek istedikleri şeklindeydi.

Thomas Bruce eşinin mirasından para çekip, İtalyan manzara ressamı Giovanni Battista Lusieri’yi tuttu, o da mimar, heykeltraşlardan oluşan bir ekip kurdu.  Osmanlı Yönetiminin bu izni vermesi için Sultan’ın imzasıyla bir Ferman çıkartmak gerekiyordu.

Napolyon Osmanlı’ya ait Mısır’ı işgal etmiş, durum İngiltere’nin de hoşuna gitmediği için Napolyon’un Mısır’dan çıkması konusunda Osmanlıya destek veriyordu. Napolyon ortak düşmanları olduğu için aralarında bir yakınlaşma vardı. Elçi ve temsilcisi İtalyan Lusieri bu yakınlaşma sayesinde fermanı çıkartacaklarına inanıyorlardı ama bu böyle olmadı, Osmanlı izin vermedi, Ferman çıkmadı.

İtalyan Lusieri İngiliz Elçiye İtalyanca sahte bir ferman hazırlayıp verdi, o da İngilizceye çevirtti. Belgede Sultan’ın imzası yoktu. Bu sahte belgeyle Lusieri ‘nin ekibi Atina, Akropolis ‘teki Parthenon Tapınağına girdi. Mermerlerin çizimlerini yapmak, kalıplarını çıkarmak yerine orijinallerini ve yanında başka parçaları, heykelleri, yazıtları da söktüler kaçırdılar. Osmanlı’nın Parthenon yakınında barut deposu vardı, patlama oldu, kalıntılar zarar gördü bahanesinden çok 1687’de Venedik Donanmasının toplarıyla şehre saldırısı sırasında Parthenon zarar gördü, Lord’un bu bombalamada kırılan parçalar ilgisini çekmedi, onları bıraktılar, söktüklerinin de hepsini götüremediler, bir kısmını yerde bıraktılar. Osmanlı İmparatorluğunun Atina’daki temsilcilerinin bu oldu-bittiye, hırsızlığa göz yummalarını nasıl sağladıkları bilinmiyor. Osmanlı’nın o günlerde siyasi açıdan Britanya ile arasındaki iyi ilişkinin bozulmamasını istemesinin, İslâm dininde tasvire-heykele-resme karşı durulmasının hatta arkeolojik kalıntılara taş-toz diye bakılmasın bu ihmale, umursamazlığa sebep olmuş mudur, yöneticiler rüşvet almış mıdır, hepsi muhtemel. Ama hiçbiri yalanla, sahtekârlıkla, sahte evrakla yağma ve hırsızlığa özür olmaz.

Osmanlı’nın iyi ilişkiler içinde olduklarını düşündükleri Britanya’nın tam bir asır sonra, Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’ni yıkması, topraklarını işgal etmesi, Orta Doğu’da Osmanlı’ya ait tüm petrol bölgelerini eline geçirmesi bu “iyi ilişkilerin” farklı bir ifadesi olsa gerek.

Lusieri daha sonra pişmanlığını dile getirmiş, Lord Byron’a olan hayranlığı sebebiyle İngiliz Elçi Lord Elgin’in yağma talebine karşı çıkamadığını, ekibindekilerin Parthenon kalıntılarının sağlam kalmış yarısını sökerken “biraz” vandalizm-barbarlık yaptıklarını, Doğu ve Batı Kanatlardan 21 Heykeli, 15 paneli, frizler ve diğerlerini söktüklerini itiraf etmiştir ama kazandığı parayı iade ettiğine dair bir kayıt yok.

Elgin mermerleri sadece özel tüccarlar ve kiralık gemilerle değil, aynı zamanda Britanya Kraliyet donanması ve Hükümetin nakliye gemileriyle de İngiltere’ye taşıdı.  

Lord Elgin kaçırdığı Parthenon parçalarını İngiliz Hükümetine sattı. Yunan Bağımsızlık Savaşı’nın başlamasından beş yıl önce, 1816’da Yunanistan’dan kaçırılanlar British Museum ‘un koleksiyonuna girmiş oldu. 1800 ‘den itibaren Yunan Bağımsızlık Mücadelesinin destekçisi gözüken, Osmanlı’ya nefret sözleri sarf eden Lord Byron’dan, Yunan servetinin sahtekârlık ve hırsızlıkla yerinden sökülmesine, İngiltere’ye kaçırılmasına yönelik birkaç cılız eleştiri dışında ciddi bir söylem ve eylem olmadı.

Yunanistan uzun zamandır British Museum’daki Parthenon mermerlerinin kalıcı olarak   Atina’ya geri gönderilmesi çağrısında bulundu, ancak şimdiye kadar müze mütevelli heyeti her seferinde “bu konu biraz karmaşık” diyerek reddetti.

*

Şimdi bir de British Museum Mütevelli Heyetinin bu sorun ve tartışmalara resmi yanıtına bakalım:

1- British Museum, koleksiyonundaki Parthenon heykellerinin Yunanistan’ın değil Dünyanın mirası olduğunu, mülkiyetinin siyasi sınırları aştığını dolayısıyla Yunanistan’ın hak iddia etmesini kabul etmiyor.

Parthenon heykellerinin Akropolis Müzesi ve British Museum’a bölünerek sergilenmesini doğru ve kamu yararına görüyor.

Parthenon inşa edildiğinde bulunan heykellerin yaklaşık yarısı 2.500 yıl içinde kırılmış, kaybolmuş, kalan heykellerin yarısı ise Atina Akropolis Müzesi ve British Museum ağırlıklı olmak üzere Louvre, Vatikan ve iki ayrı ülkedeki müzelerde bulunmaktadır.

2- Parthenon heykellerinin çalındığı doğru değildir. Heykelleri İngiltere’ye taşıyan İngiliz diplomat Lord Elgin, hem Atina’da hem de Londra’da dönemin yasal makamlarının bilgisi ve izniyle hareket etmiştir.

Lord Elgin’in yaptıkları 1816’da Parlamentomuz tarafından araştırıldı, yasal bulundu. Parlamentonun oylamasının ardından, British Museum ‘a koleksiyonu satın alması için para verildi.

3- Yunanistan bizdeki heykellerin kendilerine ödünç verilmesi talebinde bulundu, biz benzer ödünç vermeleri zaman zaman yapıyoruz, Yunanistan’ın talebini de değerlendireceğimizi, ama önce Yunanistan bu heykellerin sahibinin biz olduğunu resmen teyid etsin dedik, reddettiler, anlamlı bir tartışma zemini ortadan kalktı.

4- Bize göre bu durum, Avrupa’nın karmaşık tarihi yüzündendir ve kültürel nesneler birçok ülkedeki müzelere bölünmüş veya dağıtılmıştır.

5- Parthenon heykellerinin Yunanistan’a iade edilmesi mümkün değildir. Parthenon bir harabedir. Eserler Parthenon’a sağlam ve güvenli bir şekilde götürülemez, tüm Dünya bizimle aynı fikirde, bulundukları müzelerde kalmaları onlar için en iyisidir. Zaten Yunanlar da eserlerin replikalarını Parthenon’da, orijinallerini Akropolis Müzesi’nde sergiliyorlar.

6- UNESCO bu konuda arabuluculuk yapmayı teklif etti, reddettik. British Museum hükümet organı değil. Yunanistan’daki meslektaşlarımız ve kurumlarla doğrudan temasta olmayı, araya uluslararası kuruluşları karıştırmamayı tercih ediyoruz.

*

Sonuç:

Olay açık, net bir hırsızlıktır. Elgin Mermerleri diye anmak hatadır, umursamazlık ve kibirdir, Hırsızın adını çalınan eserlerin koleksiyonuna vermek, Parlamentomuz araştırmış, hırsızlık değilmiş demek, eserlerin kaçırılmasında ülkenin donanmasının ve devlete ait ticari gemilerin kullanılmasına izin vermek, başka bir ülkenin sahip olduğu servetini ülkenin halkı ve yöneticilerinin gözü önünden sahte belgelerle kaçıran hırsıza eserleri devletin müzesine almak için para ödemek en hafifinden suça ortaklıktır. Eserlerin sahibi olan ülkeye sahibi olmadığını kabul et, her neyse nasıl olmuşsa olmuş bitmiş, bunlar artık senin değil bizim, hepimizin şeklinde baskı uygulamak, UNESCO’yu itibarsızlaştırmaya çalışmak, akla adalete sığmayan teklif yapma cüretini gösterip reddedildiğinde anlaşma zemini ortadan kalktı demek 21. Yüz Yıla yakışmayan davranışlardır.

Yirmi birinci Yüzyılda artık tüm insanlığın adalete farklı pencerelerden bakması düşünülemez. Tarihin karanlık sayfalarında çok savaş, haksızlık, sömürgecilik, katliam, hırsızlık, yağma var. Artık yeni şeyler söylemek lâzım, herkesin akıllı olduğunu görmek, ucuz söz ve eylemlerle aldatma, baskı kurma, tehdit etme yöntemlerini geçmişe terk etmek gerekiyor. Hata, haksızlık, yağma yapmış ülkelerin, müzelerindeki kendilerine ait olmayan eserleri orijinal topraklarına, kültürlerine iade etmeleri en adil ve modern, insanca çözümdür.

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu